İsviçre’de 16’ncı kez düzenlenen Altın Hilal Film Festivali’nde “Küçük Yusuf” en iyi film seçilirken, “İlk İnsan” jüri özel ödülünü kazandı. Dietikon’daki buluşmada gençlerin sinemayla kendilerini ifade etmesi ve sanatın insanlara ulaşma gücü öne çıktı.

 

İsviçre İslam Toplumu (SIG) tarafından düzenlenen Altın Hilal Film Festivali, 24 Ekim 2026’da Stadthalle Dietikon’da sinemaseverleri bir araya getirdi. Gençlerin kendi hikâyelerini anlatmasına alan açan festivalin 16’ncı buluşmasında filmler, oyunculuk performansları ve sanatın toplumsal hayattaki yeri gündemdeydi.

2009’da gençleri sinemayla buluşturmak amacıyla başlayan festivalin bu yılki programında film yarışmasının yanı sıra sanat dünyasından konuklar ve “İnsan ve Âlem” sergisi yer aldı.

Ödüller sahiplerini buldu

Jürinin değerlendirmesi sonucunda Enes Aydemir’in yönettiği “Küçük Yusuf” en iyi film ödülüne layık görüldü. Film kategorisinde ikincilik Ayşe Kasapoğlu’nun “Dönence”, üçüncülük ise Ayhan Türkel’in “Mr. Intelligent” filmine verildi.

Oyunculuk kategorisinde “Dönence” filmindeki rolüyle Talha Altuncu birinciliği elde etti. Tarık Kasapoğlu, “Mr. Intelligent” filmindeki performansıyla ikinci; Cumhur Yıldız ise “Doğru Olan” filmindeki rolüyle üçüncü oldu.

Jüri Özel Ödülü, Evren Yükseldi’nin “İlk İnsan” filmine verildi.

Sinema ve televizyon dünyasından konuklar

“Diriliş Ertuğrul” dizisinde Abdurrahman Alp, “Kuruluş Osman”da ise Abdurrahman Gazi karakterini canlandıran oyuncu Celal Al, festivale özel konuk olarak katıldı.

TRT belgesellerinde yapımcı ve yönetmen olarak görev alan Mustafa Uğur, festivalin onur konuğu oldu. Uğur’un yapım ve yönetimini üstlendiği “Sagalassos Uyanıyor” belgeseli, antik kentteki kazı ve restorasyon çalışmalarını izleyiciyle buluşturdu.

Gecenin sunuculuğunu oyuncu ve sunucu Derda Yasir Yenal üstlendi. TRT 1’de yayımlanan “Dinle Kazan” programını sunan Yenal, “Vefa Sultan” dizisinde de Celaleddin karakterini canlandırdı.

İnsan ve Âlem sergisinde anlam arayışı

Festival kapsamında ziyarete açılan “İnsan ve Âlem” sergisi, insanın kendisini ve içinde yaşadığı dünyayı anlama arayışını gündeme taşıdı. İnsanın evrendeki yeri, hayata yüklediği anlam ve dünyaya karşı sorumlulukları, serginin teması etrafında öne çıkan konular oldu.

Sergiyi konuşmasında da değerlendiren T.C. Zürih Başkonsolos Yardımcısı Furkan Yılmaz, “Biz kimiz?” ve “Bu büyük evrenin neresindeyiz?” sorularını hatırlattı. Bilimin evrenin işleyişini anlamaya, sanat ve düşüncenin ise insanın varlığını sorgulamaya katkı sunduğunu belirten Yılmaz, “İnsan ve Âlem” temasının genç sanatçılar için yeni sorular sormaya ve üretmeye elverişli bir alan açtığını ifade etti.

Gölge oyunlarından sinemaya uzanan anlatı

İsviçre İslam Toplumu Gençlik Başkanı Talat Kasapoğlu, konuşmasında sinemanın önemini geçmişteki gölge oyunları üzerinden anlattı. Cava Adası’ndaki toplulukların Hacivat ve Karagöz’ü hatırlatan ışık ve gölge oyunlarıyla insanlara ulaştığını belirten Kasapoğlu, bugün de sinema aracılığıyla insanların kalbine dokunmayı amaçladıklarını ifade etti.

Gençlerin çok kültürlü birikimine vurgu

T.C. Zürih Başkonsolos Yardımcısı Furkan Yılmaz, festivalin değerinin gençlere açtığı imkânlarda ve yetişmesine katkı sunduğu insanlarda görüldüğünü belirtti. İsviçre’de yetişen gençlerin çok kültürlü birikimini sanatsal üretim açısından önemli bir zenginlik olarak değerlendiren Yılmaz, gençleri kendi hikâyelerini sinemaya ve diğer sanat dallarına taşımaya çağırdı.

Yılmaz ayrıca, yapay zekânın hızla geliştiği bir dönemde vicdanın, ahlaki değerlerin ve sorumluluk duygusunun önemini vurguladı.

Gençlerin cesareti ve sinemanın birleştirici gücü

İsviçre İslam Toplumu Başkanı Fevzi Yükseldi, gençlerin ortaya koyduğu eserlerdeki emeğe ve samimiyete dikkat çekerek kamerayı eline alma ve bir derdi başkalarına duyurma cesaretinin önemini vurguladı. “İnsan ve Âlem” temasına değinen Yükseldi, insanın zengin iç dünyasının sinema aracılığıyla görünür hâle geldiğini belirterek, “Beyaz perde, bir insanın içindeki o alemi dışarı çıkaran bir penceredir.” dedi.

Görüntülerin hızla tüketildiği bir çağda başkalarının acılarına duyarsız kalınmaması gerektiğini ifade eden Yükseldi, festivalin insanları hakikate şahit olmaya ve birbirleriyle bağ kurmaya çağırdığını söyledi. Sinemanın kalplere dokunması ve dayanışmayı güçlendirmesi gerektiğine dikkat çekti.

Gençlerin kameralarını farklı hayatlara ve mazlumların hikâyelerine çevirmesini kıymetli bulduğunu belirten Yükseldi, kültür-sanat komisyonuna, gönüllü gençlere, Türkiye’den gelen jüri üyelerine, yıllardır destek verenlere ve katılımcılara teşekkür etti. Festivalin bütün bu emeklerin ortak eseri olduğunu dile getirdi.

İsviçre İslam Toplumu
Kurumsal İletişim Başkanlığı